Devrik lider Foudouko neden öldürüldü?

Bu yazı  Bilim ve Gelecek dergisinin 2017 Mart sayısında yayınlanmıştır.

 

2003 yılında genç bir yetişkin olan Foudouko, 2005 yılında alfa errtalıkta gözükmeyen Foudouko’nun cansız bedenini buluyorlar. Peki, nedir bu “cinayet”in nedeni?

Primatlar, canlıların bilimsel sınıflandırılmasında insanın da dahil olduğu takımın adı. Bu takımın içinde yaklaşık 500 tür bulunuyor. Bu sayı, yeni keşfedilen türlerin eklenmesiyle giderek artıyor. Ama başta insan kaynaklı birçok etmen yüzünden kimi türlerin tehdit altında olduğunun da altını çizmek gerekir.

Antropolojinin bir alt dalı olan primatoloji, insanın en yakın akrabaları olan primatları, hem fosiller üzerinden hem de yaşayan topluluklarla çalışarak, hem çalışılan canlının hem de insanın evrimini anlamayı amaçlar. Primatlar, üç boyutlu görme, başparmağın diğer parmaklarla karşılıklı gelmesiyle oluşan elin kavrama özelliği, diğer canlılara göre beyin hacminin bedene oranla büyüklüğü ve karmaşık sosyal sistemlere sahip olmaları gibi ortak özellikleriyle bilinir.

Kim bu şempanzeler?

Primatların içinde insana genetik olarak en yakın tür “Pan” cins adıyla bilinen şempanzelerdir. İnsanla şempanze yalnızca % 1,2’lik bir genetik farkla birbirlerinden ayrılır. Sayıları gittikçe azalan ve türlerinin soyu tehlikede olan bu canlılar, erkek filopatrik sosyal yapıya sahiptirler. Uzun süreli çalışmalarla elde edilen demografik veriler erkeklerin hayatları boyunca doğdukları grubun içinde kaldığını gösterir. Birçok dişi ise doğdukları grubu terk eder ve komşu gruplara katılırlar.

Yaygın olarak bilenen şempanze türü Pan troglodytes, tropikal bölgelerde ve savanlarda yaşamaya uyum sağlamıştır. Doğal habitatları Kamerun, Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti, Uganda ve Tanzanya’dır. Bununla beraber yaşadıkları bölgelerin ekolojik farklılıklarına göre kendi içlerinde dört farklı alt türe ayrılırlar: Merkezi Afrika şempanzeleri (Pan troglodytes troglodytes) Angola, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Gabon bölgelerinde yaşarlar ve alt türler içlerinde en iri ve ağır olanıdırlar. Batı şempanzeleri (Pan troglodytes verus) ise Gana, Gine, Senegal, Mali, Sierra Leone, Gine-Bissau bölgelerinde yaşarken merkez şempanzelerine göre daha küçük bir bedene ve daha az geniş bir kafa iskeletine sahiptirler. Doğu şempanzeleri (Pan troglodytes schweinfurthii) Uganda, Ruanda ve Tanzanya’da yaşarlar ve yine Merkezi Afrika şempanzelerinden daha küçük olup daha kısa kollara sahiptirler. Son olarak Nijerya-Kamerun şempanzeleri (Pan troglodytes ellioti) ise Kamerun’da ve Nijerya’da yaşarlar ancak fiziksel özellikleriyle ayrıldığı takson kesinlik taşımamaktadır.

Şempanze toplulukları ortalama 35 bireyden oluşur ve bu sayı 20’yle 100 arasında değişebilir, hatta bazı gruplarda 100’ün üzerine çıkabilir. Grupların büyüklüğü ve kompozisyonu, çevredeki yırtıcı hayvan gruplarının ve insanın etkisiyle değişebilmektedir. Diğer memeli türlerinin varlığı, su kaynakları ve yuvalanabilecekleri alanlar da önemli değişkenlerdir. Yeryüzünde 170 bin ile 300 bin arasında şempanze yaşadığı biliniyor. Sadece insan türünün nüfusunun yedi milyardan fazla olduğunu göz önünde bulundurmak bu rakamları daha anlamlı kılacaktır. Tabii bu rakamlara ABD’deki hayvanat bahçelerinde, koruma merkezlerinde, laboratuarlarda tutulan ve evcil hayvan olarak evlerde bakılan 2000 kadar şempanze ile yasa dışı hayvan ticaretine muhatap olanlar dahil değil.

Ekolojik parametrelerin etkili olduğu diğer bir olgu ise şempanze topluluklarının davranış kalıplarında kendini gösterir. Bazı davranışlar bir toplulukta hiç gözlemlenmezken bazılarında aynı davranışın görülme sıklığı fazla olabilir. Bununla beraber erkek şempanzeler arasındaki doğrusal dominant hiyerarşi tüm şempanze topluluklarında net olarak görülür. Alfa olarak tanımlanan birey, davranışlarının baskınlığıyla diğerlerinden ayrılır. Bu baskınlık sıralamasında alfadan sonra gelen ikinci erkek bireye beta, üçüncüsüne ise gama denir. Grup içinde beta ve gama, alfanın müttefiki olarak düşünülebilir. Bazı vakalarda bu müttefikliğin bozulduğu ya da alfayı devirmek için beta ve gamanın kendi aralarında ittifak yaptığı da gözlemlenmiştir

Şempanzeler ne kadar saldırgan?

Saldırganlığı agonistik davranışlar altında incelemek konuya daha geniş bir çerçeve sunacaktır. Zira agonistik davranışı ilk kez tanımlayan Scott and Frederickson (1951), farelerle yaptığı çalışmalar sonucu bu davranışın içine sadece saldırganlığın değil, aynı zamanda savunma, kendini koruma gibi davranışların da girdiğini ortaya koymuştur. Yani bireyler arasındaki çatışmaların doğurduğu tüm davranış kalıpları agonistik davranış olarak nitelendirilmektedir. Bu sayede saldırgan ve ‘kurban’ arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamaya yarayacak bir çerçeve elde edilmiş olur. Nishida (2010), şempanzelerde agonistik davranışı sosyal etkileşimin bir parçası olarak agresyon, savunma, itaat, güvence ve yatıştırma şeklinde kategorilere ayırmıştır.

Şempanzelerle yapılan erken dönem çalışmalarda onların çok sakin, sevgi dolu, ‘barış’ yanlısı hayvanlar olduğuna ilişkin mit, sonraki çalışmalarla, gruplar arası ‘savaş’ların ne kadar olağan olduğunun ve bu savaşlar sonucu şempanzelerin birbirlerini öldürebildiklerinin anlaşılmasıyla ortadan kalkmıştır. Ancak yine de bir şempanze topluluğunun başka bir topluluğa saldırması, ciddi bir karşılık bulma riskini içinde barındırır. Grup içi saldırgan davranışlarda ise bu risk çok daha büyüktür. Yani bir alfa erkeğinden daha az baskın ve daha genç bir erkek şempanzenin alfalığa soyunması, yaralanma riskiyle beraber enerji ve zaman kaybı olarak da değerlendirilebilir. Ya da şanslarını deneyip bu riski almak da isteyebilirler. Grup içindeki saldırganlığın boyutları, grup içi dinamikleri, agonistik paternleri ve güç dengelerini göz önünde tutarak değerlendirilebilir. Primatlarda ölümle sonuçlanan grup içi saldırganlıklar çok nadir gözlemlenmiştir.

Fongoli’de neler oldu?

Fongoli, Senegal’de Batı Afrika şempanzelerinin yaşadığı bir bölge. Gerek altın madenleri gerekse binalarla habitatı % 5 oranında zarar görmüş bir bölge olarak biliniyor. Araştırmacılar tarafından 2001 yılından beri gözlemlenmekte olan Fongoli şempanzeleri, eski bir alfa erkeğinin grubun diğer üyeleri tarafından öldürülmesiyle gündeme geldi. Yapılan çalışmalar, topluluğun nüfusunun gözlem yapılan yıllar süresince 31-35 birey arasında değiştiğini ve cinsiyet oranının neredeyse bir dişiye iki erkek olduğunu gösteriyor. Bu durumun grupta rekabetin artmasına neden olması büyük bir ihtimal. Bu dengesizliğin esas nedeni ise yasadışı hayvan ticareti için kaçırılan şempanzelerin çoğunun dişi olması. Yavrulaması ve dolayısıyla ticareti daha çok şempanze bulunması için dişi şempanzeler daha sık kaçırılıyor. Bu da şempanze popülâsyonlarının cinsiyet dağılımında etkili oluyor.

Öldürülen şempanze Foudouko 2006 yılına kadar grupta alfa erkeği iken beta erkeği olan Mamadou’nun yaralanmasıyla müttefikini kaybeder ve tam olarak bilinmeyen bir nedenle liderlikten indirilir. Öldürüldüğü güne kadar gruptan izole olarak yaşayan Foudouko’nun yıllar sonra tekrar gruba dahil olma çabası olağan bir davranıştır. Zira oldukça sosyal hayvanlar olan primatlar için izole ve yalnız yaşam -birçok primat türünde sık olmasa da görülmekle birlikte- kesinlikle kolay değildir. Foudouko’nun da izole hayatı boyunca benzer sıkıntıları yaşadığı söylenebilir. Fongoli şempanzelerini gözlemleyen araştırmacılar Foudouko’yu, yıllar içinde giderek azalan bir oranda gördüklerini rapor ediyorlar. 2006 yılında bu oran yüzde 50’lerdeyken, 2011 yılına gelindiğinde Foudouko hiç görülmemiş. Ta ki öldürüldüğü gün olan 15 Haziran 2013’e kadar…

 

Devrik lider Foudouko

Şempanze topluluklarında bulunan alfa erkeği her zaman en güçlü ya da fiziksel olarak en büyük yapıdaki birey olmak zorunda değildir. Bu da aslında şempanzelerin grup içinde oluşturdukları politikalarının da ne kadar karmaşık olduğunu ortaya koymaktadır. Gerek yaşlanarak fiziksel gücünden yoksun kalan gerek Foudouko gibi müttefiğini kaybeden alfaların yerlerini başka bir erkeğe bırakmaları elbette gönül rızasıyla olmamaktadır. Dolayısıyla belki de bütün eski alfa erkekleri için devrik lider tanımı yapılabilir. Ancak buradaki vakanın biricikliği ve ‘devrilme’ eyleminin gerçek anlamına ölümcül bir biçimde yakınlığı, beni bu antropomorfik tanımı yapmaya itti. Zira ünlü etolog ve primatolog Frans de Waal’un (1999) da dediği gibi bazen insana atfedilen sıfatları hayvanlar için kullanmak onları daha iyi anlamamızı sağlayabilir.  Tekrar gruba girmeye çalıştığı düşünülen Foudouko’nun canından olması bu ‘devrilme’yi iki kez niteliyor.

2003 yılında genç bir yetişkin olan Foudouko, 2005 yılında gözlemciler tarafından alfa erkeği olarak tanımlanıyor. 2007 yılında ise alfa statüsünde kaybetmeye yüz tutuğu rapor ediliyor. 2008 yılına gelindiğinde ise ortadan kayboluyor. 15 Haziran 2013 gecesi, sahanın yakınında konaklayan araştırmacılar sabaha karşı şempanzelerin çığlıklarını duyuyorlar ve sabah uyandıklarında uzun zamandır ortalıkta olmayan Foudouko’nun cansız bedenini buluyorlar. Öldürülme süreci karanlıkta gerçekleştiği için direkt gözlenlenememiş ancak gün aydıktan sonra gözlemlenenler ve şempanze grubun diğer üyelerinin Foudouko’nun bedenini bırakıp gittikten sonra bedendeki izler kavgayı kanıtlar nitelikte. Zira bedende bulunan darplar; el ve ayaklarında, genital bölgesinde ve göğsündeki ısırık izleri yayınlanan araştırmadaki fotoğraflardan dahi çok net anlaşılabiliyor. Araştırmayla beraber paylaşılan videolar ve transkriptleri de ölü bedene karşı saldırganlığı gözler önüne sermekte. Videolarda bedene en çok saldıran üyelerden biri yetişkin dişilerden biri ve gruptaki en çok yavruya sahip dişi olması da dikkat çekiyor.

Araştırmanın yayınlanan ortalama ikişer dakikalardan oluşan 11 video kaydında grup üyelerinin Foudouko’nun bedenine karşı meraklı ve saldırgan yaklaşımı izlenebiliyor. Bedene dokunmaları, koklamaları, zaman zaman vurmaları, ısırmaları ve hatta ölü bedenden küçük birer parça et koparmaları yayınlanan transkriptlerde de açıkça ifade edilmiş. Şempanzelerin ya da diğer hayvanların ölümü anlayıp anlamdıkları hala tartışılan bir konu olmasıyla beraber buradaki eylemlerin saldırgan tavırlar olduğu açık. Pruetz’in (2017) Foudouko’nun alfalığı sırasında bir çeşit tiran olduğunu söylemesi bu vakayı daha da ilginç bir hale getiriyor.

Gruplararası gerçekleştirilen ölümcül saldırganlık çok şaşırtmasa da grup içinde yapılan saldırganlıklar çok nadir olarak biliniyor. Wilson (2014) buna dair iki hipotez ortaya sunarken şunu söylüyor: ‘Düşmanını öldürmeyi kolaylıkla açıklayabilirsin ancak arkadaşını öldürmeyi açıklamaya çalışmak bir bulmaca gibi’. Tabii buradaki vakada Foudouko’nun durumunu ‘eski bir arkadaş’ olarak değerlendirmekte fayda olduğunu sanıyorum. İzole hayatı boyunca aralıklı olarak gruptan bazı bireylerle görüştüğü ihtimaline rağmen grup genelinde kabul görmeyen bir birey olduğu aşikar.

Bu hususta ortaya konulan iki hipotezden ilki;  ölümcül saldırıların adaptif stratejiler sonucu,  öldürenin yiyecek gibi kaynaklara ulaşması ya da çiftleşme konusunda uyum kazanarak adapte olmuş olmaları temeline dayanıyor. Bu hipoteziyle Wilson, ölümcül agresyonun şempanzelerin doğal bir parçası ve üreme başarısına katkı sağlayan evrimsel bir adaptasyon sonucu olduğunu söylüyor. Bu hipoteze alternatif olarak da insan etkisiyle oluşan habitat değişikliğinin ve devamında yiyecek bulma sorunlarının adapte olunmamış sonuçları olarak görülebileceğini söylüyor. Bu hipotezleri oluşturmak için 17 farklı şempanze ve 4 farklı bonobo topluluğuyla yapılan 50 yılı aşkın çalışmalar göz önünde bulunduruluyor. 152 ölüm olayının rapor edildiği veriler; 58’i gözlemlenmiş, 41’i direkt gözlenmemiş olsa da çıkarım yapacak kadar kanıtın olduğu, 53’ü de şüpheli ölüm olarak tanımlanmış vakalardan oluşuyor. Yanı sıra saldıranların %92’si, öldürülenlerin %73’ünün erkek olduğu rapor edilmiş. Foudouko vakasıyla beraber bilinen grup içi ölümcül saldırı sayısı da dokuza ulaşmış oluyor. Bunlardan dördü direkt olarak gözlemlenmiş vakalar ve iki tanesi Fongoli’de gerçekleşiyor.  Wilson, tüm gözlemlerin ölümcül saldırılar için paternlerin oluşmasını sağladığını ve bu paternlerin de  adaptasyonun varlığını kanıtlar nitelikte olduğunu vurguluyor. Paternlerden birincisi; gruptan ihraç edilmiş bireylerin en ölümcül saldırganlıklarının, grup içindeki yetişkin erkeklerle hem kurban hem saldırgan rolünde olması. İkinci patern; en ölümcül saldırganlık olayların komşu şempanze topluluklarının bireylerine yönelik saldırıları içermekte olduğunu söylüyor. Üçüncüsü ise; davranışın diğer Pan türleriyle karşılaştırıldığında, Afrika şempanzesi alttürlerinde ve bonobolarda görece daha az yaygın olduğu. Pruetz de Wilson’un sunduğu iki hipotezden daha olası olduğunu düşündüğü adaptasyon hipotezine katılıyor. Bu çerçevede düşünüldüğünde antropolojiyle primatolojinin birleştiği yerde başka bir terim doğuyor. Özellikle hayvanat bahçelerindeki primatları gözlemleyen araştırmacıların insan faktörünü göz ardı edemeyeceği gerçeği üzerine ortaya çıkan ve bunun da ötesinde insanların hayvanat bahçeleri dışında, şempanzelerin direkt olarak habitatlarını da işgal ettiği ve uyum sağladıkları ekolojinin değişimine sebep oldukları etkiyle beraber, doğanın içinde de insan ve insan olmayan primat ilişkisini çalışmanın önemini vurgulayan bir kavram ortaya çıktı. ISAZ (International Society for Anthropozoology)  tarafından birçok antropolog ve primatolog tarafından oluşturulan ‘antrozoos’ kavramı insan faktörünün bağlama dahil edilmesiyle diğer primatların davranışsal ve ekolojik çalışmalarını etnolojik yöntemlerle de kombine ederek oluşturuldu. Ortaya koyulan çalışmanın etnoprimatolojik manifestosu ise hayvanat bahçelerindeki primatların normatif davranışlarının çoğunun insan kökenli bağlamlar tarafından etkilenmiş olabileceğiydi. Temel olarak hayvanat bahçelerindeki çalışmalar üzerine ortaya konan bu terim, habitatları insanlar tarafından değişime ve kısıtlanmaya maruz kalmış, ‘doğal’ ortamlarında yaşayan primatlar için de pek tabii düşünülebilir sanıyorum.

 

 

Kaynaklar

  • Caldecott, J. O., & Miles, L. (2005) World atlas of great apes and their conservation. University of California Press.
  • De Waal, F. B. (1999). Anthropomorphism and anthropodenial: consistency in our thinking about humans and other animals. Philosophical Topics, 27(1), 255-280.
  • Fuentes, A. (2012) Ethnoprimatology and the Anthropology of the Human-Primate Interface, 41,  101-117.
  • Goodall, J. (1986) The Chimpanzees of Gombe: Patterns of Behavior. Belknap Press.
  • Nishida, T., Zamma, K., Matsusaka, T., Inaba, A., & McGrew, W. C. (2010) Chimpanzee behavior in the wild: an audio-visual encyclopedia. Springer Science & Business Media, 2010.
  • Nissen, H. W. (1992) A field study of the chimpanzee: observations of chimpanzee behavior and environment in western French Guinea. Johns Hopkins Press.
  • Nowak, R. (1999) M. Walker’s Primates of the World. JHU Press.
  • Pruetz, J. D., Ontl, K. B., Cleaveland, E., Lindshield, S., Marshack, J., & Wessling, E. G. (2017) Intragroup Lethal Aggression in West African Chimpanzees (Pan troglodytes verus): Inferred Killing of a Former Alpha Male at Fongoli, Senegal. International Journal of Primatology, 38(1), 31-57.
  • Rowe, N. (1996) Pictorial guide to the living primates. Pogonias Press.
  • Scott, J. P., & Fredericson, E. (1951). The causes of fighting in mice and rats. Physiological Zoology, 24(4), 273-309.
  • Wilson, M. L., Boesch, C., Fruth, B., Furuichi, T., Gilby, I. C., Hashimoto, C., … & Lloyd, J. N. (2014) Lethal aggression in Pan is better explained by adaptive strategies than human impacts. Nature 513.7518 : 414-417.
  • Video kayıtlarına ulaşmak için: http://link.springer.com/article/10.1007/s10764-016-9942-9

 

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*