Kültürel Primatoloji

İnsan ve Kültür Dergisi dergisi 2014 yılından alınmıştır.

Kültür…

Sadece insana ait, sadece insanı anlatan ve aslında sadece insanı kayırmak için…

Antropoloji eğitimim boyunca kültürle ilgili aklıma gelen ilk şey; kültüre dair yüzlerce tanımının olduğuydu. Hatta kültürün ne olduğundan çok bunu biliyorum desem yeridir. Bu belki de onlarca kültür tanımından daha da önemli bir şeydi. Tam da bu kültür tanımının göreceliğinin altını çiziyordu. Ama ben burada hepimizin en çok duyduğu  kültür tanımı üzerinden ilerleyeceğim ki bu tanım da bu Edward B. Tylor’a ait. O da şöyle:

“Kültür; bilgi, inanç, sanat, ahlak, hukuk, örf ve adetlerden oluşan ve toplumun bir üyesi olan insanın diğer tüm alışkanlıkları ve yeteneklerini içeren karmaşık bir bütündür.”

Maddi ve manevi her şeyin katıldığı bu tanım sadece insana aittir elbette ki. İnsanı diğer tüm canlılardan ayıran en büyük özellik (!) bu. Alet yapabilmesi ve kullanabilmesi en somut örneğidir bu kültürün maddi boyutunun.

Peki ya hayvanlar? Onlar alet yapmaz mı? Yapıp da kullanmaz mı?

Jane goodall şempanzeleri gözlemlemeye başladığında alet yapabildiklerini ve onları kullanabildiklerini gözlemlemişti. Bunu Leakey’e söylediğinde cevap şu olmuştu: ‘Ya kültürün, insanın tanımını tekrar yapmalıyız ya da şempanzelere insan demeliyiz.’

Bu konunun önemli bir sözcüsü olan William C. McGrew, iri maymunların da kültürü olabileceği konusunda çalışmalar yapmış saygı değer bir primatologdur. Bu çalışmayı yapabilmek için önce kültürün neye ya da nelere tekabül ettiğinin altı çizilmelidir. McGrew bunu Kroeber’in 1928 ylında yaptığı başlıklarla tanımlar. Kültürü kültür yapan altı madde vardır, Kroeber’e göre ve onlar şunlardır:

  1. Yeni bir davranış kalıbı (pattern)  keşfetmek ya da varolan bir tanesini yeniden tasarlamak,
  2. Keşfeden kişinin bu kalıbı bir diğerine aktarması,
  3. Kalıbın tüm uygulayıcılarda tutarlı olması
  4. Davranışı uygulayanın ortadan yok olmasından çok sonra bile edinilen listeye eklenen davranış kalıbının hala kullanılması
  5. Kalıbın sosyal birimlere yayılması ki bu aileler, klanlar, kabileler ya da gruplar olabilir.
  6. Kalıbın jenerasyonlar boyunca kullanılmaya devam etmesi.

            Bir şempanzenin yeni bir alet keşfettiğini ya da yeni bir davranış biçimi ortaya çıkardığını düşünelim. Bu kalıbı, tamamen kendiliğinden bir başka şempanzeye öğretiyor ve öğrenen şempanze de bir başkasına aktarıyor. Bu böyle gidiyor ve gruba yayılıyor. Kalıbı keşfeden ilk şempanze öldüğünde dahi kullanılmaya devam ediyor. İşte tam da böyle bir durum gözlemlersek şempanzelerin de kültürü olduğunu çok rahat iddia edebiliriz bu tanımlara göre. Keza McGrew de bunu yapıyor.

Etolojide özellikle primat etolojisinde primatların da bir kültürü olduğu fikrini temellendiren çalışmalar McGrew ve Caroline Tutin’in 1978 yılındaki çalışmasıyla geliyor. Saygıdeğer bir sosyal antropoloji dergisi olan İngiliz ‘Man’ dergisinde yayınlanan makalede insan türünün mutlak yerini sarsıyor. Mutlak tekilliği sarsılan insan, kültürel farklılık yaratmada elverişli bir tür olarak görülürken bu artık eleştiriye açılıyor.  İnsanın modern ontolojisi sarsılıyor. Her ne kadar yerleşik düşünceyi eleştirmeyen etnologlar bunu bir devrim olarak görmese de insanın kendi ontolojisi ve diğer ontolojiler arasında önemli sonuçlar verecek karşılaştırmalar yapılıyor.

Kuyruksuz maymunların kültürüne ilişkin iki ayrıma gidilebilir. Biri maddi kültür olan alet yapma, diğeri de maddesel olmayan kültürdür. Etolojik çalışmaları etnolojik çalışmalara evirerek yapılabilecek ve yapılmış çalışmalarda buna dair örnekler vardır. Her zaman insanın hiç karışmadığı çalışmalar olmasa da hiç olmadığı anlamına gelmiyor. Bu çalışmalardaki en önemli faktör de insanla en az teması gerçekleştirerek yapılabilmesi. Tabi bu henüz farkedilmeden yapılan çalışmalar da epey kafa karışıklığına sebep oluyor.

Maddesel kültür de kendi içinde ikiye ayrılabilir. Biri, kalıbın görüldüğü hemen hemen her maymun grubunda çok ufak farklarla görülmesi; diğeri de tek bir aletin birçok işlev için kullanılabilmesi ya da tam tersi durumunun yarattığı esneklik. İlki için maymunların yatacak yerlerini örnek olarak verebiliriz.  Her gece uyumak için ağaçlarda hazırladıkları bu yerler Mahale şempanzesiyle Assirik şempanzesinde çok benzerdir. Ki yaşam alanları arasında 5300 kilometrelik bir mesafe vardır. İkinci durum içinse aletlerin esnekliğine örnektir. Bir yaprak hem su içmek için, hem termit avlamak (termite fishing) için kullanabilirken, tek bir amaç için birçok alet da kullanılabilir. Mesela termitleri avlamak için bir çubuk, kabuk, sarmaşık hatta yaprakların orta damarları bile kullanılabilir. Bu aletler fazla işlevsel görünmese bile farklı işlerde kullanılabildiği görülmektedir. Bunun gibi örnekler de malzemelere karşı olan bilginin kültürel bir birikimle geldiğini gösterebilir.

Maddesel olmayan kültür için de en iyi örnek tımarlama olsa gerek. Yani birbirlerinin vücutlarındaki kıllarının arasından bit yumurtalarını ayıklama işleme bir çok insan dışı primat türünde görülür ve bunun genelde hiyerarşik bir anlamı vardır.  Ama buna rağmen farklı popülasyonlarda küçük farklarla görülen standart bir davranış kalıbıdır tımarlama. Yine de çok nadir de olsa kendi popülasyonuna özgü farklı tımarlama biçimleri de görülmüştür.

Primat takımında yaklaşık 500 tür bulunmaktadır. Sadece insandışı primatlarla ilgili yapılan çalışmalar elbette hala sınırlı ve hala onlar hakkında çok az şey biliniyor. Belki de bu alanda yapılması gereken çalışma, konvansiyonel bir etnoloji çalışmasından ziyade insanın içgüdüsel ya da çevresel belirlemelerden gelmeyen pratikleri icat edebilen tek hayvan türü olmadığını kabul edip bu hayvanlarla ilgili etnografik çalışmalardır. Bu konu da primatları kimin çalışacağına dair ayrıca uzun bir tartışmaya gidiyor. Onlar hakkında az şey biliyoruz diye onları öteleyip, insanı kültür yaratan tek canlı olarak kayırmak sadece bu alandaki bilgimizin eksikliğine referans olur. Bu doğalcılığı reddederken primatoloji konusunda ana görüşün biraz ötesine gidebilmeyi, hali hazırda adı hayvan olan insanı ve öteki hayvan birbirinden koparmadan çalışılacak kültürü savunuyorum. Griffin gibi insan ve hayvan arasındaki doğal farklılık düşüncesini bilimdışı ve insanmerkezci bir önyargı olarak görerek reddediyorum.         

Yararlanılan Kaynaklar:

McGrew, W. C. (1998). Culture in Nonhuman primates?. Annual Review of Anthropology, 301-328.

Descola,P (2013) ‘Doğa ve Kültürün Ötesinde’ İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul

De Waal,F. (2013) ‘Köken Ağacı’ Alfa Yayınları, İstanbul

Bu yazı Antropoloji, Primatoloji kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir