Primatlar Evcil Hayvan Değildir

Maymunlar Cehennemi (Planet of Apes ) filmlerini birçoğunuz izlemiş ya da duymuşsunuzdur. 1968 yılında uyarlanan ilk filmden tutun bugün çekilen yeni filmlere kadar bu filmlerde hiçbir gerçek maymun türü kullanılmadı. Başlarda kostüm ve makyajla hazırlanan maymunlar,  günümüzde gelişen teknolojiyle beraber ekranlarda kostüm ve makyaja ya da gerçek maymunlara ihtiyaç kalmadan tıpatıp aynı görüntülerle yansıyabiliyorlar. Ancak bu, her film için geçerli değil maalesef. Özellikle Hollywood filmlerinde çokça görülen gerçek primat türlerinin setlerde kullanılması hepimizin izlediği birçok filmde söz konusu; 2013 yapılımı Hangover 2 (Felekten bir gece), 2017’de Karayip Korsanları, yine 2013 yapımı the Wolf of Wall (Para Avcısı) filmleri gibi. 1990’dan 2013 yılına kadar tam 70 filmde primat türleri aktör olarak kullanıldı. En çok da şempanzeler, kapuçin maymunları ve Eski Dünya maymunları olarak adlandırılan Afrika’da yaşayan türler. Ve bu türler çoğu zaman insan gibi giydirilmiş ve insan gibi davranmalarıyla ekranlarda yerini aldı. Bu konuda yapılan çalışma sadece filmlerde oynatılan primat türlerinin verilerini ortaya koymuyor. Örneğin, bu hayvanları ekranda gördüğümüz süre boyunca %19 oranında ‘gülümsediğini’ gördüğümüzü söylüyor. Ancak primatologlar bu yüz ifadesinin korku ya da teslimiyet anlamına geldiği konusunda hemfikirler.  Yani ekranda gülümsediğini sandığımız hayvan, aslında gülümsemiyor.

Hayvanları doğal ortamından çekip setlerde bambaşka çevre koşullarının olduğu bir kareye taşımak, bunu izleyen insanların gözünde de durumu normalleştiriyor. Mesela bu türlerin çoğunluğu soyu tehlikede olan türler. Ancak izleyenlerde uyandırdığı düşünce bu türlerin soyu tükenmekte olan ya da herhangi bir derecede soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmasından çok uzak. İzleyenlerin üzerinde bu hayvanların soyları hiç tükenmeyecekmiş yanılgısını yaratıyor… veya tüketmeyecekmişiz gibi… Keşke..

İzleyenlerin gözünde normalleşmesi bir başka açıdan yasadışı hayvan ticaretini de tetikliyor. Ve bu tehlike ülkemiz içinde de büyük bir sorun.

Yaban hayvanları evcil hayvan değildir ve bu hayvanları bir yerlerden edinip evinizde bakmanız yasadışıdır. Bu sınıfa küçük büyük maymunlar, yılanlar, bukalemunlar da giriyor elbette. Ama eminimiz sizin de etrafınızda evinde bu tip hayvanlara bakan kimseler vardır. Ya da bu hayvanlara satan pet-shoplar.

Peki, ne yapılabilir bu durum için. Bu hayvanları elinde bulunduranları Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na şikayet edebilirsiniz. Maddi bir yaptırımı olduğu gibi hayvanı da elinden alıp en yakın hayvanat bahçesine teslim ediyorlar. Çoğu kişi hayvanat bahçelerini hapishane olarak adlandırıyor, biliyorum. Peki aynı kişiler, bu hayvanları elinde bulunduran insanlar için de aynı şeyi düşünüyor mu? Şunun altını çizmek isterim ki bir türün ev hapisliğinde yaşamasındansa, hayvanat bahçesinde kendi türünden diğer canlılarla beraber hapis yaşamasını tercih ederdim. Biz insanlar evcil olmayan bir hayvana evimizde en iyi bakımı hatta o kadar iyi ki kendi doğal yaşam alanından daha iyi koşulları yaratacağımızı zannedecek kadar narsist olabiliyoruz.

Burada bambaşka bir döngüye giriyor aslında her şey. Bu durumu göz ardı ettikçe, yerinden edilmiş yıl boyunca 20 dereceden aşağı bir sıcaklığı görmeyen bir maymun türü, yasadışı hayvan ticaretiyle bambaşka bir ülkenin sınırlarına giriyor. Oradan bir insanın evine. Ve oradan da hayvanat bahçesine. Eskiden İstanbul’un parklarında ‘çiçek dalında güzeldir’ notları yazılırdı. Hayvanlar da öyle.

Primatlar evcil hayvan değildir.

Kaynaklar:

http://theconversation.com/putting-primates-on-screen-is-fuelling-the-illegal-pet-trade-91995

http://www.ormansu.gov.tr/haber/yasad%C4%B1%C5%9F%C4%B1-beslenen-piton-ve-boa-y%C4%B1lan%C4%B1na-el-konuldu

 

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*